Soba ve Sofra Ruhu

Aynı ortamda bulunmalarına rağmen insanları birbirinden uzaklaştıran şeyin günümüz teknolojik araçlarının olduğunu söylemek tam olarak doğru değil. Aslında bu ayrıştırmaya neden olan şeylerden biri yıllar önce evlerimizde başlamış. Tek odada sobanın sıcaklığına ihtiyaç duyan insanlar kalorifer ile tanıştıklarında yani tüm odalara sıcaklık yayıldığında birbirinden ayrışmaya başlamış. Bu durum bizleri soba etrafında kurulan sofralardan da uzaklaştırmış. Kısacası ayrıştırıcı kalorifer konforunu birleştirici soba ve sofra sıcaklığına tercih etmişiz. Maalesef sobanın sadece sıcaklık, sofranın da sadece lezzet vermediğini, aynı zamanda insanları aynı duygularda birleştirdiğini ve birbirlerini fark etmelerine vesile olduğunu fark edememişiz. Soba başında ve sofra etrafında dertleri, kederleri, hüzünleri yaktığımız ve tükettiğimizi; mutlulukları, başarıları, özlemleri ısıttığımızı; birlikteliği, dayanışmayı, fedakarlığı kısacası değerlerimizi de paylaştığımızı unutmuşuz.

Hızına yetişmeye çalıştığımız, bazen kendimize dert ettiğimiz ya da bazen de büyük keyif aldığımız teknolojiye uyum sarmalı bu çağın en önemli uğraşlarından ya da sorunlarından biri oldu. Aslında teknoloji süreçlerimizi iyileştirerek ve dijitalleştirerek, işimizi yalınlaştırarak, yükümüzü azaltarak, işimizi hızlandırarak ve çevikleştirerek, zaman kazandırarak hayatımıza ve işimize renk katıyor, bizleri gelişime ve değişime zorluyor. Teknoloji şimdi olduğu gibi şüphesiz bundan sonra da hayatımızın en önemli parçası, belirleyicisi ve yönlendiricisi olacak. Kişisel de olsa kurumsal da olsa her türlü gelişim ve değişim planı içerisinde teknoloji ve bileşenleri temel unsurlar olarak yerini alıyor ve alacak. Eminim gelecek yıllarda bizleri hayrete düşürecek tüm gelişmeler teknolojiye olan hayranlığımızı ve bağımlılığımızı daha da artıracak.

Teknolojinin hayatımıza getirmiş olduğu büyük kazanım ve kolaylıklar olduğu şüphesiz, ancak bunun yanında insanları biraz daha bireyselleştirdiği ve yalnızlaştırdığı da inkar edilemez bir gerçeğimiz oldu. İşimiz hızlanırken ilişkilerimiz yavaşladı, hayatımız kolaylaşırken günümüz sıradanlaştı, sanal çevremiz kalabalıklaşırken fiziki çevremiz seyreldi ve tanımadığımız milyonlara ulaşırken yakın tanıdıklarımızdan uzaklaştık. Bizi bir araya getirecek nedenlerimiz azaldı, değerlerimiz unutuldu, ortamlarımız kayboldu, amaçlar araçlara feda oldu, özümüz gözümüzün önünde zayıflamaya başladı. Teknolojinin getireceklerinden eminiz ama götüreceklerini tahmin etmek çok kolay değil. Peki bu sarmaldan kurtulmak mümkün mü? Bir arada olmak, bir arada olmak için fırsatlar ve ortamlar oluşturmak, istişare edecek ortak konular bulmak, nedenlerimizi değerlerimiz ve kültürümüz ile güçlendirmek, birbirimizi dinlemek, anlamak ve anlamlandırmak için yeniden hareket geçmek tek çıkış yolu gibi görünüyor. Kısacası teknolojiye bağlanırken hayattan kopmamanın yollarını bulmalıyız.

İş hayatında da durum aynı doğrultuda ilerliyor. Yeni teknolojiler bize uzaktan çalışma, toplantı, haberleşme, onay, imza gibi imkânları sağladıkça ofislerimizde yalnız çalışmaya başladık. Verimliliğimizi arttıran bu imkânlar birlikteliğimizi de aynı oranda arttırıyor mu bilemiyorum. Kendi işimizde esneklik ve özerklik sağlıyor ama birliktelik ruhumuza hangi yönde ve ne denli etki ettiğinden pek emin değilim. Zaman bazılarımızı haklı çıkaracak ama bugünü ıskalamama konusu önemli görünüyor. Fiziki ya da dijital olsun birlikte olduğumuz zamanları iyi analiz etmemiz ve birliktelik duygusunu sıcak tutacak çözümler üretmemiz gerekiyor. Yüz yüze olmanın avantajlarını ve kazanımlarını dijital ortama uygun hale getirerek dönüşümü sağlamak bir eylem alanı olarak karşımıza çıkıyor. Şimdiye kadar daha çok teknolojilerin kazanımlarına odaklanıldığını görüyoruz. İhmal edilen şey bu kazanımların insan davranışlarını ne yönde tetikleyeceği konusudur. Kısa zamanda ihtiyacı karşılayan kazanımlar gelecekte kontrolü güç davranış değişikliklerine neden olabilir.

Teknolojiye duygu katmak, değerlerle donatmak, anlam kazandırmak ve birliktelik ruhu ile işlemek için yöntemler bulma konusunda genele ve şirkete özel çalışmalar önem kazanıyor. Teknolojinin peşinde koşarken, yakalamaya ve uyum sağlamaya çalışırken insanlarla mesafemiz açılmamalı, bizi onlardan uzaklaştırmamalı. Tartışılan konu sorun da olsa çözüm de olsa, yani dert de olsa derman da olsa birliktelik hazzını kaybetmemek taviz verilmeyecek en önemli konu olarak gündemini koruyor. Bizi bir araya getiren araçlar farklılaşabilir ama nedenlerimizi kaybetmemeliyiz. Teknolojinin bize kazandırdıklarının anlam kazanması için bizim de teknolojiye kazandırmamız gereken anlamları artık gündemimize almamız ve etraflıca çalışmamız gerekiyor. Bizim teknolojinin ruhunu yakalama gibi bir ödevimiz olduğunu unutmadan, teknolojinin de insanların ruhunu yakalama konusunda bir gelişim alanı olduğunu unutmamalıyız. Teknolojinin dillerden düşmeyen popülaritesinin bizi büyülemesine izin vermeden teknolojinin vaatlerinden çok gerçeklerini iyi anlamak zorundayız.

Bu arada aynı sorunun evimizde ve sosyal hayatımızda da olduğunu aklımızdan hiç çıkarmayalım! Teknolojinin hayatımıza şekil vermesi kaçınılmazdır ama kişiliğimize değil. Teknolojiyi kullanma ve kendimizi ifade etme biçimimiz sanal kişiliğimizin ve kimliğimizin oluşmasına da neden olur. Kişiliğimizin duruma ve ortama göre değişmemesi gerçeği önemli ve ihmal edilmemesi gereken bir konudur. Teknolojik ve dijital ortamlarda gerçeği ve duyguları gizleme davranışı çok daha kolaydır ve bu nedenle çok daha dikkatli olmayı gerektirir. Bu nedenle, birlikte olmanın tüm kazanımlarını teknolojiye kazandırmamız, teknolojinin hayatımıza kattığı kazanımların etkisini çok daha arttıracaktır. Özetle, soba ve sofra ruhunu kaybetmemek için teknolojiye ruh kazandırmamız gerekiyor. Tabi ki ruh çağırarak değil, ruh katarak!         

 

Teknoloji çağında sobanın ya da sofranın kendisini değil ama en azından evimizde ve işimizde soba ve sofra ruhunu oluşturabilsek iyi olmaz mı? Ayrıca, sobaya sıcaklık veren yakıtın ya da sofraya tat veren lezzetlerin evde aile değerlerimiz, işte ise kurumsal değerlerimiz olduğunu ve ateşin sönmemesi ve lezzetin bitmemesi için yakıtı da yemeği de bizim koymamız gerektiğini unutmadan! İçimizi ve işimizi ısıtmak ve tatlandırmak için zorlu ama bir o kadar da hayati bir görev! Gittiğiniz her yerde ve bulunduğunuz her ortamda sobanızı kurmayı ve sofranıza sahip çıkmayı ihmal etmeyin! 

Share:

Add comment: