DEĞERLERE DEĞER Mİ?
Kişiler ve kurumlar için atılacak doğru adımlardan biri de ortak değerlerde buluşmak ve birleşmektir. Sonrasında sahip çıkmak ve korumak şartıyla!
Çünkü;
Değerler aynadır, gerçeklerle yüzleştirir.
Değerler sınavdır, samimiyeti ölçer.
Değerler terazidir, adaleti tartar.
Değerler rotadır, yol gösterir.
Değerler sofradır, bir araya getirir.
Değerler limandır, güvende hissettirir.
Değerler yemindir, söz verdirir.
Değerler cetveldir, hizaya getirir.
Değerler dost elidir, düşeni kaldırır.
Değerler vicdandır, hesap verdirir.
Düşünceler, duygular ve davranışlar arasında çok yakın ve etkileşimli bir ilişki vardır. Davranışların referansı olan düşünce ve duygular çoğu zaman ortak bir zeminden beslenir. Günlük ya da iş hayatımızdaki davranışlarımızın açıklaması ve sebebi değerlerimizde gizlidir. İnsanoğlu hayata, çevresindeki olaylara, düşüncelere ve ilişkilerine değerleriyle anlam verir. Tercihlerimizde de, kararlarımızda da, davranışlarımızda da değerlerimiz çok belirleyicidir. Kişiliğimizin önemli göstergesi olan davranışlarımız, değerlerimizin süzgecinden geçer ve onları referans alır. Benzer değerlere sahip olan kişilerle bir araya gelmekten, zaman geçirmekten, konuşmaktan, hayatı paylaşmaktan, iş yapmaktan büyük keyif alırız. Ortak değerler işlerimizi ve ilişkilerimizi daha sürdürülebilir, güvenli ve etkili hale getirir. Bireysel değerler aile, arkadaş ve kurum gibi çatılar altında ortak hale geldiğinde ve paylaşıldığında farklı bir anlam ve bütünlük kazanır. Ortak değerlerde buluşulduğunda olumlu durumların paylaşım ve etki gücü çoğalırken, olumsuz durumlara direnme ve sabretme gücü de artar. Sorunlar bireyselden çıkıp ortak olarak sahiplenilmiş değerler ile çözülür.
Her çalışanın yetki ve sorumluluklarına göre şirketteki payı farklı olabilir, ancak paydası tek ve ortak olmalıdır. Bu tespit, şirketlere ortak paydayı tanımlama ve çalışanlarına yaşatma konusunda önemli bir sorumluluk yükler. En önemli ortak payda ise kurum kültürünü yansıtan kurumsal değerlerdir. Şirketlerde farklı bireysel değerlere sahip kişilerin bir araya gelerek aynı kurumsal hedef doğrultusunda çalışması beklenir. Ancak, şirketin ortak bir değer kültürü olmadığında insanların bireysel değerler üzerinden olayları yorumlayıp ilişkilerini yönetmesi ya da kararlar alması şirket açısından içinde çıkılmaz bir durum haline gelir. Şirket içinde paylaşım azalır, güven kaybolur, söylenti ve belirsizlik artar, dedikodu artar, boşa enerji harcanır, performans düşer ve dayanışma çöker. Kurumdan çok kişiler, işten çok olaylar, hedeflerden çok sınırlılıklar konuşulmaya başlanır. Özellikle, belirsizlikten kaynaklanan boşlukları hiçbir zaman iyi şeyler doldurmaz.
Böyle durumlarda herkesi bir araya getirecek güçlü bir mıknatısa yani kurumsal değerlere acil olarak ihtiyaç duyulur. Ancak, başlamadan önce iyi karar verilmesi gereken uzun bir süreçtir. Cesur ve kararlı olmayı gerektirir. Uygulaması çok kolay değildir ve bedel ödemeye hazır olmak kaçınılmazdır. Kolaylıklardan, imtiyazlardan, kısa yollardan, gizlilikten kaçınmak ve sakınmak konusunda kararlılık ister. Değerleri belirlemek ve ilan etmek işin çok küçük bir bölümüdür. Uzun ve zahmetli olan sonraki süreçtir. Değerler aynı zamanda değişkendir, zaman zaman yenilenmek ve güncellenmek de ister. Değerleri tutundurma sürecinde ise sabırlı ve eleştirilere açık olmak esastır. Bu süreç boyunca hatalarımızla, taahhütlerimizle, davranışlarımızla yüzleşmeye hazır olmalıyız. Hata da yapabiliriz, ancak önemli olan hata yapmak değil asla vazgeçmemektir. İlişkilerimizde tek bir duyguyu bile bir kişiye geçirmenin zorluğunu bildiğimizde bir organizasyona değerlere yaymanın kolay olmadığını tahmin etmek zor olmamalı.
Tüm kurumun ayağa kalkıp bir hizaya gelmesi ile başlamak gerekir. Değerlerde makam, unvan ya da görevin hiçbir önemi ya da farkı yoktur. Değerleri tanımlamak, anlamak, sahiplenmek, yaşamak, yaşatmak ve korumak herkesin sorumluluğundadır. Kısa vadeli kolay çözümler yerine uzun vadeli kalıcı çözümler için gerekirse bedel ödeme ancak vazgeçmeme konusunda kararlı olunmalıdır. Alınacak kararlardan terfilere, yönetici atamalarından işten çıkarmalara kadar yapılan tüm eylemlerde bu kurumsal değerlerin izleri aranır. Tüm olaylarda, ilişkilerde, kararlarda kurumsal değerlere uygunluk esastır. Kısacası, değerler sahip çıkılması gereken anayasa gibidir: onun bizi ve kurumu koruması için öncelikle bizim onu korumamız gereken!
Başkasının bir değere değer vermemesi bizim o değerden vazgeçme sebebimiz olamaz. Başkasının yanlışları, hataları ya da eksiklikleri bizi doğrularımızdan ve değerlerimizden vazgeçirmemeli. Bu nedenle değerler çalışmalarında ne yapılması gerektiğinden ziyade nasıl yapılması gerektiği tüm çalışanlara çok iyi aktarılmalıdır. Sırasıyla neden yapacağız, ne yapacağız ve nasıl yapacağız sorularının cevapları netleştirilmelidir. Özellikle neden ve nasıl sorularının cevapları hakkında herkes ikna olmalıdır. Değerler çalışmasında tüm yöneticiler ve onların davranışları çok kritiktir. Değerler yöneticilerin taşıması gereken kıyafet değil, yöneticinin özü olmalıdır. İnsana çok daha fazla zaman ayırmayı gerektirir. Herkesin sorumluluğu değerlerden vaz geçmek için bahane ya da hata aratmaktan ziyade değerlere sahip çıkacak olumlu davranışlar aramak ve ödüllendirmek olmalıdır. Değerler sevgi gibidir aslında, çok söyledikçe sevginin artmadığı gibi değerler de çok dile getirildikçe sahiplenilmez. Sevgi de, değer de önce yaşadıkça ve sonra yaşattıkça artar. Acar Baltaş hocamızın Türk Kültüründe Yönetmek adlı kitabında bu konuyla ilgili çok kıymetli bir tespiti var: “Değerlerin sahiplenilmesi herkesin içindeyken değil, kimse olmadığında nasıl davrandığımızla ilişkilidir”. Sevgide de durum aynı değil mi?
Aynı pencereden farklı noktalara bakmak değildir sorunumuz; farklı pencerelerden aynı noktaya bakabilmeyi başarmaktır. Farklılıklarımızdan güç alarak fark oluşturmak için bastığımız zeminin sağlamlığıdır önemli olan! Beni değil bizi öncelemek; gücü değil değeri önemsemek; birey olmak değil bir olmak! Değerlerde buluşmaktır, birleşmektir, sözleşmektir ve asla vazgeçmemektir!